Başarısız Bir Girişim Hikayesi

September 2, 2008

Cemil heyecanlıydı. İçinden bir ses sıranın ona geldiğini söylüyordu. Patronun terfi teklifini reddedip, işten ayrılmaya karar verdiğinden beri çevresindeki herkes O’na çılgın gözüyle bakıyordu. Ama Cemil kendinden çok emindi. Bu sefer kimseyi dinlemeyecek, bildiğini okuyacaktı. Zaten herşey tamam sayılırdı. Henüz kimsenin yapmadığı fikirlere sahipti. Sektörü iyi tanıyor, ihtiyaçları çok net olarak görebiliyordu. Dünyada ilk olacak süper fikirlerinde sahibiydi. Sırtını kimse yere getirmezdi. Ah keşke biraz daha hızlı olabilseydi. Ama en büyük engeli olan işinden kurtuluyordu. Artık tüm zamanı ona aitti. Sevdiği işleri yapacaktı. 6 ay idare edecek parası vardı. Neden freelance iş yapsın ki. Bu saçma bir davranış olurdu, zaten son çalıştığı şirkette çok iyi bir kazancı vardı. Öyle enerji doluydu ki, herşey çok güzel olacaktı.

İşten ayrıldıktan sonra, hemen kendi şirketini kurmak ve disiplinli bir çalışma ortamı (ofis) aramaya koyuldu. Ofis fiyatları beklediğinden daha fazlaydı. Emlakçı, emlakçı gezmelerinin sonucunda; enerjisinin büyük bir kısmını tüketti. Evinde geliştirme yapıyordu ama pek verimli olduğuna inanmıyordu. Aslında tüm gün ona kalınca, eski şirkette olduğu gibi verimli olamıyordu. Ne de olsa ev denilen kutsal tapınak, dinlenmek için gittiği inanılmaz huzur veren bir yerdi ve orada iş yapmak en büyük günahlardan biri sayılıyordu.

Sonra Starbucks’ları ofis olarak kullanmaya başladı. İstanbul’da o kadar çok starbucks vardı ki, hergün birine giderek dikkatleri üzerine çekmemesi mümkündü. Bu mekanlar sanki onun için tahsis edilen ofis gibiydiler. Hatta maslak starbucks’ta toplantıları için bir yazı tahtası bile mevcuttu. Bir insan daha ne ister ki. Fakat Starbuckslarda TTNet ADSL aboneleri için ücretsiz olan internet hizmetini ayda 3 saate düşürünce burayı ofis olarak kullanma eylemide tarihe karıştı.

Arada kafasını karıştıran, yapamayacağını söyleyen insanlar çıkmasa belki başarabilirdi. Neden işten ayrılmıştı ki; gül gibi para kazanıyordu. Aptal adam aptal! Onları dinlemek istemiyordu ama kulaklarında YAPAMAZSIN sesleri yankılanıyordu. Parasal olarak 6 ay idare edebilecek durumdayken birden nefesinin (parasının) yetmeyeceği endişesine kapıldı. Ve projelerinden çok; başarısızlığa uğrayıp uğramayacağına odaklanmaya başladı.

Çok güzel fikirleri vardı ama nereden para kazanacağını hiç düşünmemişti. Şirketin faaliyetlerini kısa vade ve uzun vade projeler olarak ikiye ayırdı. Freelance işlere evet demeyi düşünüyordu. Sonuçta iş dünyasındaki her ihtiyacı, açık kaynak camiada birileri yapmıştı. Bu şekilde finansman sorununu halledebileceğine ve zamanın büyük bölümünde projelerine odaklanacağı fikriyle kendini ikna etti. Tabii freelance işler pek beklenildiği gibi olmaz, müşterinin istekleri ise hiç bitmez idi. İlk aldığı işi, flash bilgisinin olmamasından dolayı reddetmek zorunda kaldı. Çünkü müşteri CSS ve AJAX fikrinden caymış, ve flash tasarım olmasına karar vermişti. Ee dış kayanak kullansın diyorsunuz ama proje bütçesini aşan bir harcamaydı bu. Ve o para kaybetmektense müşteri kaybetmeyi seçti. Flash bilgisi olmadan, şirket siteleri yaparak para kazanamayacağını anladı ve bundan da vazgeçti.

Cemil işinden ayrıldığından bu yana aradan 2 ay geçmişti. 2 ay gibi kısa bir sürenin sonunda  Cemil, plansız programsız giriştiği hayallerini erteleyerek iş aramaya başladı…


Gelin şimdi Cemil’in hatalarını inceleyelim:

1) Cemil, çevresinde düşlerine tüküren seslere kulak verdi. Başaramayacağınıza söyleyen insanlar muhakkak çıkacaktır. Onlara kulaklarınızı tıkayın ve onları duymayın.

2) Cemil, hayallerine güveniyordu. Ama hayallerini gerçeğe dönüştürmeyi başaracağı bir iş modeline sahip değildi.

3) Enerjisini tüketecek, çok küçük bir ayrıntıyı o kadar fazla sorun etti ki, enerjisinin büyük bölümünü burada tüketti.

Aslında Cemil’in yaptığı en doğru hamle çok fazla zorlamadan geri çekilmesi olmuş sanırım. Bazen şartları inceleyip nerede geri adım atacağını bilmekte önemli. Eminim Cemil, aldıklarından ders alarak daha mantıklı hareket edecektir. Peki Cemil’in başarısını etkileyen, Türkiye’deki eksikleri neler? Gelin beraber inceleyelim:

1) Neden böyle 1-2 kişilik proje insanları için çalışma ortamları bulunmaz. Bir zamanlar Ericsson Crea-World’u vardı. Projeniz karşılığında bir masa sahibi olurdunuz. Masaya bilgisayar ve telefon verirlerdi. Bu ortamda toplantı odası mevcuttu. Telefonlarınızı ve müşterilerinizi ilk karşılayan bir sekreteri vardı. Böyle bir yer kurmak çok mu zor? Ayrıca mobil sektöre yeni girenler padavanlar için Jedi abiler olurdu. Bence böyle mekana ihtiyaç var. Etohum biraz buna benziyor. Ama mekan sorunsalı bence büyük bir handikap.

2) Şu an maalesef Türkiye’de girişimleri tanıtacak, tarafsız ve önyargısız oluşumlara ihtiyaç var. Eğer bir girişiminiz varsa tanıtmak ayrı bir sorun haline gelebiliyor. Fazlamesai ya da Webrazzi gibi sitelerde, eğer moderatör girişiminizi beğenmez ya da girişiminizin haber değeri olmadığını düşünürse, tüm emeğiniz çöpe gidebilir ya da dayanma süreniz ve sabrınız daha fazla olabilir.

Peki Cemil neler yapmalıydı? (görüşlerinizide lütfen burada bizimle paylaşın.)

Guy Kawasaki ve Paul Graham ne diyor yeni bir girişim kuracaklar için ona bir göz atalım.

  1. Dünyayı değiştirmek için bir sorun bulun ve çözüme odaklanın.
  2. Prototipi oluşturun (önce yap sonra iş planını düşün)
  3. İş modeli oluşturun.
  4. Özündeki büyüyü ortaya çıkarın (kısa olsun)
  5. Pazarlama, satış stratejisi, mali tahminler ve metrikler çıkartılmalı.
  6. Rakipleri belirlemeli.
  7. Karlılığı değil nakit akışını hedefleyin.
  8. Önce piyasaya sürün sonra sınayın.
  9. Forma değil fonksiyona odaklanın.
  10. Doğrudan siz satın.
  11. Niş bir fikir bulun ve O'na odaklanın.

Son olarak;

  1. Çok basit bir fikre odaklanın.
  2. Diğer startuplarında katkı sağlayacağı kadar basit ve esnek olsun. (bknz: twitter.com)
  3. Asla bir araçta uzmanlaşmayın, sektörde uzmanlaşın! Örneğin; programlama dili yerine web'e hakim olun.
  4. Ve başaracağınıza inanın.