Bir Startup Masalı: Bezirgan ve Origami Ustası

July 22, 2012

Uzun zamandır yazmayan, daha doğrusu yazmaya vakit bulamayan bir olarak, kalemin pasını atacak masal tadında bir yazı düşünüyordum. Şöyle bir etrafıma bakınca neden uzman olduğum ve son zamanların en gündemde olan konusu olan e-ticaret üzerine olmasınki dedim. Bilindiği üzere son yıllarda Türkiye’de e-ticaret pazarı çok büyüdü. Yurtiçi ve yurtdışı kaynaklı birçok şirket bu alana yatırım yaptı ve yapmaya devam ediyor. E-ticaretin birçok türünde yıllarca çalışmış biri olarak, bu pazarda yer almak isteyenlere, bir web şirketinin hikayesini konu alan bir yazı yazmak istedim. Bu yazının teknik olmayacak. Ama ilerideki yazılarımda bu işin mutfağına bir mühendis gözüyle irdelemeye başlayacağız. Örneğin bir arama motoru, yada öneri motorunun mimarisinden söz edecek, ödeme ağ geçidi ile ilgili konuşacak ve belkide pazarlama için gerekli entegrasyonlardan söz edeceğim. Şimdi gelin, bu işe girmek isteyenler için öğüt niteliğinde olacak Bezirgan ve Origami Ustası’nın hikayesine birlikte kulak verelim.

Bezirgan işini yaparken, yılların verdiği deneyimle yaşlı bir kurt, işinin ehli, iyi giyimli ve hırslı bir beyfendi olarak tanınırdı. E-ticaret alanında dünya çapında bir girişimin en büyük hissedarı ve yönetim kurulu başkanıydı. Her fırsatta girişimcinin hızlı ve çevik olması gerektiğini söyler dururdu. Şirketinin adını en sevdiği iki şeyden esinlenerek koymuştu (Otostopçunun Galaksi Rehberi ve Atlar) 42beygir. İnternet’te en önemli şey rekabetti. Bunun içinde çok hızlı ve çevik olmak gerekiyordu.

Dünya medyası Bezirgan’ın projelerinin klon olmasına dair sıkça yazılar yazardı. Bunun sebebi, Bezirgan’ın projelerinin hemen hepsinin tutmuş bir fikrin üzerine inşa edilmiş olmasıydı. Dünya üzerinde bu şekilde tutmuş bir fikri klonlayan çok fazla şirket vardı ama içlerinden sadece 42beygir yatırımlarını hızlıca karlı hale getirmişti. Ayrıca diğer benzer şirketlerin aksine, klon projeleri kendi içinde özgünlüğe sahipti. Tutan bir fikri önce alır, bulunduğu lokasyonun ihtiyaçları ile harmanlayıp fikre yeni bir bakış açısı katardı. Örneğin, dünyaca ünlü pazaryeri sitesi Ebay’i klonladığında; ülke halkının tedirginliğini farkedip, güvenli ödeme adında paranın iki tarafta alışverişi onaylayana kadar bloklandığı bir e-ticaret yapısı siteye dahil etmişti. Rakipleri gibi bir fikri birebir sitenin görsel tasarımına hatta rengine kadar kopyalamazdı. Bu yönüyle kloncu yakıştırmalarına kendine yakıştırmaz ve kendisini origami ustası olarak adlandırırdı. Çünkü yaptığı iş dışarıdan kolay görünsede bir zarafet ve tecrübe istiyordu. Her ne kadar dışarıdan yapmak kolay gibi görünse de sabır ve incelik isterdi. Ayrıntıda saklambaç oynayan şeytanın nefesi, projelerinde hissediliyordu.

Neredeyse e-ticaretin her alanında yatırımları bulunuyordu. Başlıca yatırım yaptığı e-ticaret türleri şunlardı;

Küçük Bir E-Ticaret Şirketinin Organizasyon Şeması

Bir E-Ticaret Girişimi Kurmak

Bezirgan bir ülkeye ilk girdiğinde neler yapar gelin şimdi bunu inceleyelim.

  1. Ülkede pazar payı büyük olan fikirlerle bir ülkeye girerdi.
  2. Ülkenin ihtiyaçlarını çok iyi analiz eder ve gerçekten fark yaratacak yenilikler ile lansman yapardı. Örneğin; aynı gün ürünü göndermek, 1 kuruşluk bir ürün için bile ücretsiz kargo, dişli satınalmacılarla büyük markaların kaliteli yeni sezon ürünlerini ucuza satınalabilmek. İnanın bu çok zor bir şey. Private shopping sitelerinin sattığı ucuz ürünler maalesef genelde elde kalan, serisi bulunmayan ürünler oluyor.
  3. Ülkenin kanunlarını öğrenebilecekleri danışmanlar tutar ve gereksinimleri hızla implemente ederdi. Fatura kuralları vb şeylere önceden hazır olurdu. İade hakları, kanunsal açıklar, dolandırıcılık ve sahtekarlık gibi konulara hazırlık olurdu.
  4. Süreçleri öncesinde hazırlar ve netleştirirdi. Bu iş için yine bu alanda uzmanlaşmış Süreç Yöneticileri işe alır ve bunları iyileştirmek ve tıkanıklıkları bulmak için elinden geleni yapardı.
  5. Diploma notuna bakarak eleman alımı yapan şirketlerden farklı olarak, aşağıdaki organizasyon şemasında (bir e-ticaretin) belirttiğim gibi ilgili departmanlarda deneyimli çalışanlar bulmak ve gerekiyorsa rakiplerden transfer etmek.
  6. Çalışanlarının motivasyonlarına çok önem verirdi. Yatırımlarının analizini çok iyi yaptığı için, kaynakları boşa harcamazdı. Şirketin motivasyonunu kıracak, toplu işten çıkarma gibi agrasif hareketler yapmaz. Onların çalışırken mutlu olmasını isterdi. Şirketlerinin mottosu 3M “mutlu ol, meraklı ol, müşteri ol”. Ekibe uyum sağlayamayan çalışanlara maaşının iki katını teklif ederek ayrılmalarını rica ederdi. İşini mutlu insanlarla yapılırdı. Çalışanların aynı zamanda bir müşteri şapkası takmalarını isterdi.  Çalışma ortamına önem verirdi. Beton yığını ve büyük plazalardansa, ağaçlar içindeki bahçeli ofisleri tercih ederdi. Böylece çalışanlar hem hoş vakit geçirecekleri bir çalışma ortamına sahip olur, hem de kuş cıvıltıları içinde dinlenebilirdi. İşlerin verimliliği ve çalışanların motivasyonundaki etkisi inanılmazdı.
  7. Ekipler arasında yatay bir hiyerarşi vardı. Sorumlulukları merkezde toplamak yerine küçük gruplara bölmüş organik değilde mozaik bir organizasyon yapısı vardı. Sahiplik eşit olarak bölünürdü. Bir ekip ruhu oluşur ve ortak bir amaç için çalışılırdı. Şirket için bir CEO ile bir Ofisboy arasında bir fark yoktu. Her ikiside bu şirketin yürümesi için gerekli çarklardı. Hata ve başarı bu sebeple tüm ekipte hissedilir ve hissettirilirdi.
  8. Marketing işi marketing departmanına verilemeyecek kadar önemli olduğunu bildiğinden satış öncesi ve sonrası müşteri geri bildirimlerine çok önem verirdi. Bazen bu ihtiyaçları dinler ve yorumlar ve kampanyalarını bu yönde yapardı. Sürekli indirim kuponlarıyla satış yapmaz. Sadık ve elit bir müşteri kitlesi kazanmaya çalışırdı. DWH (data warehouse) ekibinden sürekli raporlar alarak müşteri kitlesini takip ederler.
  9. Müşterilerinin siparişlerini her adımını takip eder, sorunlu siparişleri, yarım kalan satın almaları, müşterilerin arama sonuçlarında bulamadığı ürünleri ve daha birçok konuda müşterilerine bir muhattapları olduğunu hissettirirdi. Özellikle müşteriler kendi aralarında sınıflandırılmıştı.
  10. Ürün satın alması kadar, hızlı gönderi (logistik) şirket için en önemli alanlardan biriydi. Ürünün satış sonrası her adımından müşteri bilgilendirilir. Bazen paketleme departmanından şeker, indirim kuponu, küçük bir oyuncak, paket içinde bir hediye kutusu gibi süpriz hediyelerde çıkardı. Bunu rastgele 5-10 müşteriye yaparlardı.

Bezirgan böyle ilginç bir adamdı. Bezirganın bir klon ustası gibi gözüksede, işini zerafetle modelleyen, lokasyona uygun değişikliği ustalıkla yapan adeta bir origami ustası gibiydi. Origami ustalığı sabır isteyen, ilk başta basit görülen ama zahmetli bir iş. Kare bir kağıda baktığında bir sürü nesne gören ilginç bir adam.

Türkiye’de e-ticaret alanında gerçekten çok büyük oyuncular var. Eğer inandığınız bir model yoksa ve yukarıdaki farkları yaratamayacaksanız bu işe girmemenizi öneririm. Çünkü, Bezirgan gibi kişilerle başa çıkmak için onun kadar dayanabilecek nefesiniz (kaynağınız) olması gerekiyor.

Bu yazıyı yazdığımda rocket internet halen faaliyetteydi ve yukarıdakilerin çoğunu adam gibi yerine getirmiyordu. Başarısızlık iyi bir ders kitabı fakat bence olması gerekenleri hatırlatmak daha iyi her zaman.

Bir sonraki e-ticaret yazımda ödeme sistemlerinden bahsetmeyi planlıyorum. Bu e-ticaret yazıları;

gibi konularla dilimin döndüğü, zamanımın elverdiği ölçüde devam edecek…